Ülkemize başarılması güç bir başarıyı getiren gönül adamının maruz kaldığı olumsuz eleştirileri hatırlayıp bir kez daha üzüldüm.insanın kendini çok ıyı hıssettiğinde apansız aklına gelip marallerin bozulması için bu durum yeter.
bir insan düşünün giyiminden konuşma tarzına mımıklerınden teknık bılgısıne kadar hunharca canıce eleştırılecek ve bütün eleştirileri profesyonel dairede gögüsleyecek.
önde olan emir durumunda olan yön veren insanda başlıca bulunması gereken en önemli meziyet tevazu,fedakarlık,sabır,sahiplenme,dayanma gücüyken bu duyguları taşıyanlar karızmasız adı altında eleştirildi bu ülkede.
insanoğlu dünyada güzel ahlaktan daha güzel elbise giymemiştir.kültür ve dusturunun hakım olduğu hakım olduğu toprakta karızma adı altında sert bakış,egoistlık,ıhtıras,topraktan uzaklık pirim yapar oldu.bu kultur tebessumu sadaka saymaz mıydı.kafdağı hayatlar ne zaman bizim kültürümüz oldu.
bugunun turkıyesınde dünyayı ımrendıren ozellıklerımızı yıtırışımızın tesadüf olmadığını anlamak zor olmasa gerek.
öne almamız gereken mezıyetleri özellikle düşünmeliyiz.toplumun tum gruplarına bizi biz yapan degerleri öne çıkarmalıyız. en büyük başarılar insanı toprağa yaklaştıran başarılardır.toprak kı adı tevazudur,fedakarlıktır,yığınla ıhanete karşın çıçek verebılmektır.
tıpkı Şenol GÜNEŞ gibi.
BİR BAŞARI ANCAK BU KARARTILIR
Şenol Hocanın başarısına 2000 uefa kupası kadrosu diyenlere soruyorum
bir oncekı teknık drektorun 10. dk da oyundan alıp aşağiladıgı tugay i on liberoya uefa kadrosu mu adapta etti.takımında yedek kalan akyel mi uefa kadrasunun temelıydi.yıldıray i.mansız uefa kadrosundaydı da bız mı bılmıyorduk.ya alpay aynı jenerasyon mu.rüştü uefa kupası kadrosunun kalecısıydı herhalde.
iyi ki tarih kalacak da insanlar yok olacak gerceklerın anlasılması zaman alacak ama zamansız da gerçekler anlaşılmayacak.başarıyı ve başarılıyı fark edebıldığımız gunun ulkesını görebilmek ümidiyle.
bu ülke çok ağzı bozuk ,agresif ,inat,egoist,ihtiras sahibi,fena,teknik adam görür ama bir ŞenolGÜNEŞ gelir mi bilmem.
16 Şubat 2010 Salı
29 Ocak 2010 Cuma
Bir Güzellik Tanımı
yurdun en masum diyarlarının birinde.annesının ..bır
tanesı,babasının ..güzeli.su damlası,lotus dalı sevgili gönüllerin
emeli.çöl çiçeği hayatın parlak seheri.kaç gönle tuğ diken genç ece.kaç
ülkenin hakanı olup da henüz düşmemiş kale,ele geçmeyen ülke fethedilemeyen
şehir.adı hintten yemene uzanan efsane.
sevmedım hıçkimseyi böyle bu kadar ya da sevemedim
tanesı,babasının ..güzeli.su damlası,lotus dalı sevgili gönüllerin
emeli.çöl çiçeği hayatın parlak seheri.kaç gönle tuğ diken genç ece.kaç
ülkenin hakanı olup da henüz düşmemiş kale,ele geçmeyen ülke fethedilemeyen
şehir.adı hintten yemene uzanan efsane.
sevmedım hıçkimseyi böyle bu kadar ya da sevemedim
Memleket Yazısı
Güneş dağların doruklarına çöken mor bulutların yırtıklarından altın sarısı son huzmelerını uzatarak el sallardı.Ortalık önce kurşuni bir aydınlığa bürünürdü.sonra o aydınlık buruşup kararırdı.Ardından ay doğardı her taraf yeniden kor bir kızıllığın efsunlu aydınlığında daha bir duygusallaşıp sessızleşirdi.yeşilin bütün tonları koyu bir katran karanlığında erirdi.birbirinin döşüne yaslı derin bir uykunun kollarında sabahı beklerdi.yeni doğan güne merhaba diyebilmek ,bulutlara seranetlar yollayabilmek adına.yalnızlığın güzelliği başka nasıl paylaşılabilirdi ki.
çay filizi toplayan peştemallı kızlarındaydı vefası aşkın.....
çay filizi toplayan peştemallı kızlarındaydı vefası aşkın.....
